D VİTAMİNİ İLE İLGİLİ SON BİLGİLER

D Vitamini niçin önemlidir?

D vitamini deride kolesterolden köken alan 7-dehidrokolesterolden üretilen bir hormondur.  Son 20 yılda D vitamini konusunda çok fazla çalışma yapılmış ve hayret verici bulgular elde edilmiştir. Bugün D vitamininin vücutta hemen hemen her organı etkilediğini biliyoruz. İşte D vitamini ile ilgili son bilimsel çalışmaların ortaya çıkardığı gerçekler:

  1. D vitamini kas ve kemiklerin sağlığında çok önemli bir role sahiptir.  Kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimine yardımcı olmakla beraber kemiklerin sağlığı üzerine de katkıda bulunur. Bu nedenle D vitamini kas ağrılarını, kemik ağrılarını, kronik yorgunluğu ve osteoporozu önleyebilmekte ve tedavi edebilmektedir.
  2. D vitamini bağışıklık sisteminin normal fonksiyon görmesinde hayati bir role sahiptir. Bu nedenle D vitamini astım, romatoid artrit, Tip 1 diyabet, Chrohn hastalığı ve Multiple Skleroz gibi immune bozuklukların önlenmesinde ve tedavisinde kullanılabilmektedir.
  3. D vitamini normal ve kanserli hücrelerin büyümesini kontrol etmektedir. Böylece D vitamini özellikle kolon, prostat, pancreas ve meme kanserlerinin önlenmesinde ve tedavisinde önemli bir rol oynayabilmektedir.
  4. D vitamini pankreasta insulin üreten hücrelerden insulin sentezini uyarmaktadır. Ayrıca insüli rezistansını azaltmaktadır. Bu nedenle tip 2 diyabetin önlenmesinde ve tedavisinde yardımcı olabilmektedir.
  5. D vitamini ‘Renin-Anjiyotensin-Aldosteron Sistemini’ (RAAS) inhibe eder. Renin normalde böbrekte üretilen bir proteindir ve anjiyotensin adı verilen bir maddenin üretimine neden olur. Anjiyotensin kan basıncının korunmasından sorumludur. Anjiyotensin ayrıca kan basıncının sürdürülmesine katkıda bulunan ve aldosteron adı verilen diğer bir maddenin üretilmesine yol açar. Bu sisteme toplu olarak ‘Renin-Anjiyotensin-Aldosteron Sistemi’ (RAAS) adı verilir. RAAS fazla miktarda çalışırsa yüksek kan basıncına (hipertansiyon), böbrek hastalığına ve kalp yetmezliğine neden olmaktadır. D vitamin RAAS’I inhibe etmekte ve böylece hipertansiyon, böbrek hastalığı ve kalp yetmezliğini önleyebilmektedir.
  6. D vitamini RAAS’I inhibe ederek, insulin rezistansını azaltarak ve kan damar duvarlarında kolesterolün yerleşimini önleyerek koroner kalp hastalığını önleyebilmektedir.
  7. D vitamini derinin normal fonksiyonunu etkilemekte ve bu nedenl psöryazis (sedef hastalığı) gibi deri hastalıklarının tedavisinde yardımcı olabilmektedir.
  8. D vitamini diş sağlığını etkilemekte ve bu nedenle birçok diş probleminin önlenmesinde önemli rol oynayabilmektedir.
  9. D vitamini kişinin ruhsal durumunu etkilemekte ve bu nedenle depresyon gibi ruhsal bozuklukların önlenmesinde ve tedavisinde önemli bir rol oynayabilmektedir.

Bütün bu çok başarılı buluşlarla D vitamini sağlığımızın korunmasında hayati bir öneme sahip olduğu anlaşılmakta ve uygun D vitamini desteğiyle çeşitli hastalıkların önlenmesi ve tedavisi mümkün olabilmektedir.

D Vitamini ile ilgili yanlış düşünceler

D vitamini ile ilgili bir çok yanlış düşünce bulunmaktadır. İşte bunlardan bazıları:

  • ‘Ben süt içiyorum, dolayısıyla D vitaminim düşük olamaz.’
  • Her gün multivitamin ve kalsiyum hapları alıyorum, dolayısıyla D vitamini yönünden bir problemim olamaz.’
  • Ben sağlıklı besleniyorum, dolayısıyla D vitaminim yeterli olmalı.’
  • ‘Haftada iki defa dışarıda tenis oynuyorum. D vitaminim nasıl düşük olabilir?’
  • ‘D vitamini almak istemiyorum, çünkü D vitamini toksisitesi ile ilgili yazılar okudum, oldukça korkunç idi.’
  • ‘Günde en az 15 dakika güneş altında bulunuyorum, D vitaminim iyi olmalı.’
  • ‘Ben güneşli bir şehirde yaşıyorum, D vitaminim nasıl düşük olabilir?’

Bu yorumları yapanlara basitçe kanlarında D vitamin düzeylerine bakılması söylendiğinde birçoğunda kan vitamin D düzeylerinin düşük olduğu gözlenmektedir. ABD’de görev yapan ve ‘Vitamin D’nin gücü’ adlı kitabın yazarı olan Dr Sarfraz Zaidi bu konuda şunları vurgulamaktadır: ‘Hastalarımın %90’ınında vitamin D düşük çıkmaktadır. Bu hastalar hafta sonları dışarıda bir çok ativitede bulunmakta, sağlıklarına özen göstermekte, multivitamin ve kalsiyum hapları kullanmakta ve güneşli, sıcak güney Kaliforniya’da yaşamaktadır. D vitamini düşük çıkan hastalarıma günlük önerilen dozlardan daha fazla D vitamini vererek çok şaşırtıcı sonuçlar elde ettim. Vitamin D düzeylerini periodik olarak takip ederek toksik düzeylere ulaşmamasını kontrol ettim’

Günümüzde D vitamini eksikliğinin bütün dünyada çok yaygın hale geldiği belirtilmektedir. Bunun başlıca nedenini bu konudaki yanlış düşünceler olması ve günlük önerilen alınma dozunun çok düşük tutulması oluşturmaktadır.

D vitamini eksikliğini nasıl anlarım?

D vitamini eksikliği basit bir kan testiyle kolayca belirlenebilmektedir. Eksikliğinin belirlenmesi durumunda doktorunuz uygun bir tedavi şekli önerecektir.

D vitamin kaynakları nelerdir?

Başlıca doğal D vitamin kaynağı güneştir. Güneş ışığına bağlı olarak derinin D vitamini sentezlemesi ekvatordan uzaklığa, mevsime, gün içi saate, derinin rengine, yaşa, güneş kremlerinin kullanımına ve hava kirliliğine göre değişim göstermektedir. Güneşten yeterli D vitamini elde etmek için saat 10-15 arası kol ve bacakların açık olarak güneş altında önemli miktarlarda kalması gerekmektedir. Bu şekilde uzun süre güneş altında kalmak deri kanseri gelişme riskini arttırmaktadır.

Besinler çok az miktarlarda D vitamini içermektedir. Yüz gram somon va alabalıkta 350 I.U, konserve ton balığında  200 I.U, bir bardak portakal suyunda 100 I.U ve bir tam yumurtada ise 20 I.U D vitamini bulunur.

Öneriler ve izlenme

Optimal D vitamini düzeyini elde etmenin en iyi yolu uygun bir şekilde güneşlenmek ve doktorunuzun önerileri doğrultusunda dışarıdan D vitamini desteği sağlamaktır. Yoğun klinik çalışmalar sonunda günlük önerilen D vitamini dozu 2000-6000 I.U (50-150 mikrogram) civarındadır. Kan D vitamini düzeyinin ise 30-80 mikrogram/L arasında olması arzu edilmektedir. Üç ayda bir kan D vitamini ve kalsiyum düzeylerine bakılarak optimum D vitamini düzeylerine ulaşıldığının kontrol edilmesi önerilmektedir.  




Ziyaretçi Sayısı: 19178